82. DİL BAYRAMI KUTLU OLSUN!
Sevgi ÖZEL
Dil Derneği Başkanı, 26 Eylül 2014

      Değerli Dilseverler, Sevgili Gençler,
      Sevgili Öğretmenler, Değerli Konuklar,
      Kitle Örgütlerinin Değerli Başkanları, Üyeleri,
      Düşün, Bilim, Sanat İnsanlarımız,
      Hoş geldiniz!
      Laik cumhuriyetimizi kuran, Harf ve Dil Devrimlerini yapan Mustafa Kemal Atatürk’ü; Türk Dil Kurumu’nun ilk yöneticileri Samih Rifat’ı, Ruşen Eşref Ünaydın’ı, Celal Sahir Erozan’ı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nu saygıyla anıyorum! Türk Devrimine emek veren bütün devrimcileri saygıyla anıyorum!
      Atatürk’le hesaplaşanları, Atatürk heykeli yakanları şiddetle kınıyorum! Cumhuriyet çocuklarının başını ve beynini özgürlük yutturmacasıyla örten, 8-10 yaşındaki kızı cinsiyetiyle görebilen sapkın kafaları bütün gücümle uyarıyorum!
            “Bilin ki Atatürk’ün kurduğu Ankara’ya
            Atatürk’ün yolundan yürünerek girilir.
            Anıtkabir’e gidip de yürekten baş eğmeyen
            Günü gelir çarpılır, düşer, yere serilir.
            Bir avuç yobaz için, bir sürü cahil için…
            Devrimleri çiğneyecek ayak varsa…"
      Ayağını denk alsın! Gün gelir, karanlığı simgesi ak saraylar açgözlülerin başına yıkılır! Gün gelir, Osmanlılık düşü kuranların hesabı başına çalınır! Dost düşman herkes şunu iyi anlasın: Atatürkçüyüz, devrimciyiz! Ne Atatürk’ten geçeriz ne laik cumhuriyetten!
      Değerli Konuklar,
      Dil Devriminin 82. yılına eriştik. Türk Dil Kurumu’nun yaptığı ilk Türk Dili Kurultayının 82. yıldönümünü kutluyoruz. Ne ki Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu 31 yıldır yok.
      Atatürk’e ve devrimlere açıkça saldıramayan karanlıkkuşları, 40-50 yıl Türk Dil Kurumu’nu karalamıştı. Sonunda uydum akıllı beş general, Türk Tarih ve Dil Kurumlarını kapattı. Kurumlara beyni sarıklı karşıdevrimciler doluştu. Atatürk’ün kurumlarını kapatmak sıradan bir eylem değildi.
      Cumhuriyete düşman gericiler, hâlâ Harf ve Dil Devrimlerinin geçmişle bağları kopardığını söylüyorlar. Bu iki devrim geçmişimizle değil, dille din bağını koparmıştır.
      Padişahın kulu olmaya zorlanan insanlar, yüzyıllarca bilgisiz bırakılmış; yobazlara, üfürükçülere teslim olmuştu. Cumhuriyetimiz, insanı insana kul eden çağdışı tüm bağları kopardı. Bizler, bugün kendimizi saklamadan dik durabiliyorsak bunu Türk Devrimine borçluyuz. Dünü ve bugünü doğru anlamayı, kendimizi doğru anlatmayı Harf ve Dil Devrimlerine borçluyuz.
      Türk Devrimi, kayıtsız koşulsuz egemenliğin sahibi olan ulusa, inanç ve köken ayrılığı gözetmeden yurttaş kimliği kazandırdı. Harf ve Dil Devrimleri kültür devriminin temelidir. Atatürk’ün kültür devriminin en kısa tanımı, ussal ve bilimsel laik eğitimle aydınlanmadır!
      Türk Devrimi üstünden Atatürk’le hesaplaşma aymazlığını “demokratikleşme” diye yutturmaya çalışanlar, kirli bir oyun içindedir!
      Bu kirli oyunun bir parçası, 12 Eylül hukuksuzluğuna sığınıp cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal’in vasiyetnamesini çiğnemekti; kurumlarının kapatılmasıydı. Sıra, Türk Devriminin bütününe gelmiştir; Çankaya’ya gelmiştir. Cumhuriyetin tüm okullarını imam hatip, üniversiteleri medrese yapabilirler; Atatürk Orman Çiftliğini, ormanları, dereleri yağmalayıp satabilirler; bütün kalelere, bütün tersanelere girebilirler. Ancak çağı, usu, bilimi, sanatı öteleyen zorbalık kalıcı değildir; baskı, dayatma, hukuksuzluk sonsuza dek sürmez!
      Bugün birtakım açılımlar dilde düğümleniyorsa amaç, “birlik beraberlik” şarkısıyla düğüm çözmek değildir. Türkçe konuşanlar da Türkçeden başka dilleri konuşanlar da kandırılmaktadır. Amaç, düğüm çözmek değil; tersine Türk Devrimine düğüm atmaktır.
      Eğitim kurumlarımız, ürünlerimiz, işyerlerimiz, evlerimiz, kentten köye dek her yer, her alan İngilizcenin işgali altındadır. 80-90 yıl boyunca inancımı özgürce yaşayamadığını, Türkçeden başka dilleri konuşanların zulüm gördüğünü söyleyenler, ikiyüzlü davranmakta; inancı da dili de köken farkını da siyasal araç olarak kullanmaktadır.
      İngilizcenin işgali altındaki Türkçe özgür müdür? İlköğretimlere Arapça dayatılırken bir genel müdür, “Türkçe Öldü” diyebiliyor. 12 Eylül kafası, Kürtçe konuşana baskı yaparken “olanak, olasılık, yanıt” diyeni süründürmedi mi? Dil Derneği’nin yasak derneklerden sayılması, ortak dile sahip çıktığı için yargılanması zulüm değil miydi?
      Bugün ülkemiz, tıpkı 91 yıl önce olduğu gibi aydın aymazlığıyla karşı karşıyadır. Atatürkçüleri laikçi, ulusalcı diye darbecilikle, yıkıcılıkla suçlayan, zindanlara atan, yakın tarihi yalanlara bulayan, küflenmiş yeşili pembe diye yutturan sözde aydınları uyarmak isterim: Ağaca dayanma kurur, duvara dayanma yıkılır; insana dayanma ölür! Dahası yoksulluk ve yolsuzluk temelli güce güvenme! Çünkü o güç, çıkarı tehlikeye girince önce yalaka maşasını yer de tükürür!
      Bu güzel yurdun doğası, tarihi ve gerçek aydınları direniyor. Mustafa Kemaller gibi, Gezi’nin gençleri gibi devrimci ruhla, yurttaşlık bilinciyle direne direne laik cumhuriyetin bütün kalelerini yeniden aydınlatacağız! Ben umutluyum!
      Değerli Konuklar,
      21 yıl önce yitirdiğimiz Dil Devriminin ödünsüz savunucusu, Dilci Ömer Asım Aksoy’u saygıyla anıyoruz. Onun ülkeye, Dil Devrimine ve Türkçeye olan sevdasını örnek alarak yürüyoruz.
      Bu yıl Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülünü, çeviri dalında açmıştık. Seçici kurulumuz ödülü, Dostoyevski’den çevirdiği Kumarbaz adlı yapıtla Koray Karasulu’ya oybirliğiyle vermeyi kararlaştırdı. Sevgili Karasulu’yu kutluyoruz.
      Ödüle katkıları için Ömer Asım Aksoy’un çocuklarına, torunlarına gönül borcumuz sonsuz... Aday olan çevirmenlere, ilgisini esirgemeyen yayınevlerine, seçici kurulumuza teşekkür ederiz.
      11 yıl önce bir Dil Bayramında yitirdiğimiz Türk tiyatrosunun ölümsüz oyuncusu, yönetmeni Kerim Afşar’ı saygıyla anıyoruz. Seçici kurulumuz ödüle değer yapıt bulamadı. Ödülü yaşatmak için çabalayan Leyla Afşar’a katkıları için teşekkür ederiz.
      82. Dil Bayramı Onur Ödüllerimizi kabul eden, düşünceleri, kitapları ve eylemleriyle ülkemize emek veren aydınları her zaman alkışlayacağız!
      Çeyrek yüzyıldır el ele olduğumuz Çankaya Belediyemize, Başkan Alper Taşdelen’e, Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya’ya, Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Şebnem Erol’a, bu merkezin emekçilerine teşekkür ederiz.
      Cumhuriyet gazetemize teşekkür ederiz.
      Atatürkçü Düşünce Derneği, Arkadaş Kitabevi, Bilgi Yayınevi, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı, Kavaklıdere Dayanışma ve Güzelleştirme Derneği, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, Müzik Eğitimcileri Derneği, Pembe Kurbağa Çocuk Tiyatrosu, Toplumsal Dayanışma Gönüllüleri Derneği, Tunçbilek Reklam, Türk Hukuk Kurumu, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve Ulusal Eğitim Derneği 82. yıl coşkumuzu çoğalttılar.
      Yöneticilerine, üyelerine, çalışanlarına teşekkür ederiz.
      Sunumuyla günümüze renk katan değerli Sanatçı Ali Nihat Yavşan’a; sazı sözüyle birçok etkinliklerimize omuz veren değerli Sanatçı Ali Seçkiner Alıcı’ya teşekkür ederiz.
      İzmir Temsilcimiz Yazar Yunus Bekir Yurdakul’a, Konak Belediyesi Kültür Müdürü Ozan Halim Yazıcı’ya teşekkür ederiz.
      Sizlere ve derneğimizin emekçilerine teşekkür ederiz.
      Bir gün mutlaka Türk Devriminin gücü kara bulutları dağıtacak; kara dilli, kara elliler tarihin çöplüğünde bile kendine yer bulamayacak! Bir gün Dil Bayramını bütün ülke, bütün gençlik coşkuyla kutlayacak!
      Bu duygularla 82. Dil Bayramımız kutlu olsun!