|
83. DİL BAYRAMI AYDINLIK GÜNLERİN MUŞTUCUSU OLSUN! |
|
Değerli Konuklar, Hoş geldiniz, varlığınızla umudumuzu tazelediniz! 83. Dil Bayramını, adı bayram olmasına karşın coşkuyla kutlayamamanın üzüntüsü içindeyiz. Bize yurttaş kimliği kazandıran Mustafa Kemal’i, laik cumhuriyetimize emek veren bütün devrimcileri saygıyla anıyoruz. Ne yaşarsak yaşayalım umutsuzluğa, baskılara yenilmeyeceğiz! İşte bu nedenle 83. Dil Bayramını yaşamının hiçbir döneminde korkuya, baskılara boyun eğmeyen, yazınımızın yüz akı Yaşar Kemal’e adadık. Yaşar Kemal’i özlemle, saygıyla anıyoruz. Kısa bir süre önce yitirdiğimiz Oktay Akbal’ı, Tarık Dursun’u, Fikret Otyam’ı, düşünceleri ve yapıtlarıyla ölümsüzlüğe ulaşan bütün düşün, bilim, sanat insanlarını, TDK’nin ve derneğimizin kurucularını, bütün devrimcileri saygıyla anıyoruz. Bugün 92 yıllık devrim deneyimi olan laik cumhuriyetimiz yara bere içindedir. Gericilik, yıllar boyunca devlet eliyle örgütlenerek karabasan gibi ulusal bilincin üzerine çöreklenmiştir. Özgürlüğümüzün, yaşama hakkının bozuk para gibi harcandığı bir ortamda Dil Bayramını kutluyoruz. Biz hiçbir dönemde hiçbir yalanın yanlışın alkışçısı olmadık; bilim ve sanat düşmanlığına duyarsız kalmadık. Ancak devletin ağzının bu denli bozulduğuna, yandaşların bu denli dengesizleştiğine de hiç tanık olmadık. 21. yüzyılda Osmanlılık ve hilafet düşü kuruyorlar. Öykündükleri Osmanlı, Viyana kapılarına dayanmış, o kapıların ardındaki rönesansı, dinde reformu, laik eğitimle beslenen demokrasiyi, teknoloji üretimini, rotatiflerin aydınlanma için döndüğünü görememişti. Açtığı okullarda hangi dille eğitim vereceğini bile bilemeyen Osmanlı, burnuna dek borca soktuğu halkı yayılmacının önüne atmıştı. Halk, Mustafa Kemallerle birlikte savaştı; “ümmi ümmet kul” olmaktan kurtulup yurttaş kimliği kazandı. Karşıdevrimin, daha açık söylersek gericilerin, asıl savaş alanı laik eğitim sistemidir. 1950’lerde gericiler Atatürk’e, devrimlere saldırdığında Celal Bayar, “Atatürk’ü sevmek ibadettir” demişti; o günden bugüne siyasetle “ibadet”i karıştırıyorlar. Eğitimin özünden aklın öncülüğünü öngören devrimleri, bilimi, sanatı soyutladılar. Eğitim ve gelir düzeyi inişe geçen halkın inancını kullandılar. Yaşar Kemal gibi düşün, bilim, sanat insanlarının ders kitaplarına alınmadığı dönemler birbirini izledi. 1970’lerde biçimlenen gerçek amacı laik eğitimle çatışmak olan Türk İslam sentezi, 12 Eylülle devletin eğitim ve kültür siyasası yapıldı. Bu yüzyılda eğitim sistemi ve kurumlarına yeşil bayraklar asmaya çalışanlar, Türk İslam sentezinin yapıcılarınca büyütüldü. 1980’lerde Kenan Evrengillere el veren sentezcilerin en büyük ataklarından biri Atatürk’ün “vasiyetnamesini” çiğnemek oldu. Atatürk, Türk Tarih ve Dil Kurumlarını, siyasanın güdümüne girmeden özgürce çalışsınlar diye dernek yapısıyla kurmuş; kalıtından pay ayırmıştı. 1983’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün eliyle yazdığı vasiyetnamesi çiğnendi. Türk Tarih ve Dil Kurumları 17 Ağustos 1983’te kapatıldı. Nadir Nadiler, Hıfzı Veldetler, Ömer Asım Aksoylar, Oktay Akballar, Yaşar Kemaller, birçok hukukçu tepki verdi. 12 Eylül hukuksuzluğuna tepki olarak bu derneği kurduk; kurulması yasak derneklerden sayılıp yargılandık. Yargı yolumuzu açtı. 28 yıldır direniyoruz. Kenan Evren’in kurduğu siyasetin güdümündeki Türk Dil Kurumu’nun bozduğu ölçünlü dil ve yazım birliğini kurtarmaya çalıştık. Kitaplar, dergiler çıkardık. Yabancı dille eğitime, yabancı adlandırmaya karşı çıktık; çoğunca yalnız kaldık. 30-40 yıl önce örgütlenmek komünistlikti; gericilere örgütlenmeyi öğrettik, örgütlerimizden uzaklaştık. İyice yalnızlaştık. Bilimi, sanatı, hukukun üstünlüğünü öteleyen, halkın inancını ve köken farkını kullanan dille iç barış bozulmuştur; çocukların, gençlerin ve kadınların geleceği, tüm özgürlükler tehdit altındadır. Bizler, türküleri yakanların gözü, kulağı, sesiyiz! Kurtuluş Savaşını yapanlar lastiksiz otomobillerle yollara düşmüş, yoksul bir halkı ayağa kaldırmış; hatta telgrafın tellerine konan kuşları bile bağımsızlık için havalandırmıştı. Bugün her türlü iletişim aracımız var; bilgimiz birikimimiz; hepsinden önemlisi yurt ve yurttaş sevimiz var! Örgütlerimize sarılarak silkinmeliyiz! Değerli Konuklar, Dinci, gerici takımı Harf ve Dil Devrimlerine düşmandır. Cumhuriyetten önce Arap abecesi kullanıyor, yobazlar, eski yazılı her şeye dinsel anlam yüklüyor; mektup, dilekçe yazamayan halk, bu yolla soyuluyordu. 1928’de kabul edilen Harf Devrimi dille din bağını koparmıştır. Dil Devrimi de yüzyıllarca Arapça-Farsçanın baskısı altında kalan ve yine dinsel anlam yüklenen Osmanlıcayı tarihe emanet etmiş, Türkçeyi özgürleştirmiştir. Dilbilimsel doğru şudur; yenileşen dille düşünce de yenileşir. Düşüncesi yenileşen, olup bitenleri doğru anlayan, kendini doğru anlatabilen; üretken olan toplum sorar, sorgular, hukukun üstünlüğüne güvenerek hak arar. Özgürce düşünen bir toplumu kimse kandıramaz. Gericiler bunu bildiğinden devrimlerin önüne dikilmiştir. Atatürk kurumları bu nedenle kapatılmış; üniversiteyi susturan YÖK bu nedenle oluşturulmuştur Değerli Konuklar, Son yıllarda dil tartışmaları oy alma, kandırma yoluyla kurgulanıyor. Osmanlıcayı gerçek Türkçe sayan; Türkçenin bilim ve sanat dili olamayacağını; Kürtçenin dil olmadığını söyleyenler var. Apayrı dil ailelerinden olan, ses ve biçim açısından birbirine hiç benzemeyen iki dili tek abeceyle yazmayı öneren aymazlar da var. Son on yılda Türkçe de tıpkı yurttaşlarımız, coğrafyamız, okullarımız gibi yara almıştır. Adı Türkçe olan ürün ve mekân kalmadı. Anadil ile anadili farkını bile bilmeyenler, iki dilde eğitime ilişkin bilimsel karşılığı olmayan savlarla toplumu yanıltıyorlar. Birçok ülkede olduğu gibi bizde de ortak eğitim alınan ortak dil vardır; pek çok ülkede olduğu gibi bizde de yurttaşların bir bölümü ikidillidir. İkidillilik, toplumsal ve bireysel açıdan varsıllıktır. İkidilli yurttaş için iki dil de çoğu zaman, anadil değil anadili değerindedir. Birçok ülkede ikidilli bireylerin her alanda bilgili ve üretken olmasını sağlayacak bilimsel ortamın demokrasi kültürüyle örgütlendiğini biliyoruz. Dil konusunda kararı siyasetçiler değil, evrensel bilgi ve yöntemlerin ışığında eğitime, dilbilime emek veren bilimciler vermelidir. Bugün “gericilik, irtica” söylemleri düşünce özgürlüğü diye yutturuluyor. “Ak, yeni” gibi sözcüklerle perdelenen gerici söylem ve eylemlere “ileri demokrasi” maskesi takılıyor. “Milliyetçi muhafazakâr”lıkla övünenler, “milliyetçilik”in Türkçesi “ulusçu” ile “ulusalcılık”ı darbecilikle eşleştirdiler; “tutuculuk”u gericiliğe taşıdılar. Ayrıştırıcı dil kullananlar, öncelikle düşünce özgürlüğüne yasak getiriyorlar. Toplumu ötedünyaya hazırlayan, ortak yaşama kültürünü silen, “milliyetçilik” tanımları yapılıyor. Bu nedenle biz, 83. Dil Bayramında da dinciliğe, ırkçılığa bulanmış her türlü “milliyetçilik”i şiddetle reddediyoruz! İzlencemiz akıyor; bu yıl seçici kurulumuz roman dalında Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülüne değer yapıt bulamadı. Ödülü başka bir dalda açacağız ve Dil Derneği ile birlikte yaşatacağız. Elimizi hiç bırakmayan Ömer Asım Aksoy’un çocuklarına, torunlarına ve seçici kurula teşekkür ederiz. Her yıl ülkemize, bilime, sanata, siyasaya; çocuklara, kadınlara, doğaya, emekçilere ve derneğimize emek veren, ilgisini esirgemeyen her alandan dostların kapısını çalıyoruz. Dil Derneği 83. yıl Onur Ödüllerini kabul eden dostlara teşekkür ederiz. Çankaya Belediyemizin değerli Başkanı Alper Taşdelen’e, Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya’ya; Sosyal ve Kültürel İşler Müdürü Şebnem Erol ve ekibine, Çağdaş Sanatlar Merkezinin tüm emekçilerine teşekkür ederiz. Bu yıl da desteğini esirgemeyen kurumların tüm yetkililerine, kitle örgütlerinin başkan ve üyelerine teşekkür ederiz. Bugüne dek ilgisini esirgemeyen Yaşar Kemal’in sevgili eşi Ayşe Semiha Baban’a çok teşekkür ederiz. PEN Başkanı Sayın Zeynep Oral’a teşekkür ederiz. Türkiye’nin Evrensel Yazarı Yaşar Kemal Belgeselinin yapımcısı Gazeteci Nebil Özgentürk’e teşekkürümüz bir yudum değil… Sevgili dostlarımız Merdan Yanardağ’a, Ülkü Başsoy’a, Haydar Ergülen’e, Ömer Faruk Eminağaoğlu’na, Rahmi Kumaş’a, Cumhur Özdemir’e, Elçin Temel’e teşekkür ederiz. Sunuculuğu üstlenen değerli sanatçımız Ali Nihat Yavşan’a teşekkür ederiz. Bayram hazırlıklarına emek veren Güneş Çakmakoğlu’na, derneğimizin yönetmeni Arzu Asil’e, çalışanımız Cemal Pancar’a Genel Yazmanımız İlker Gülüm’e teşekkür ederiz. Törenimizi onurlandıran tüm dilseverlere teşekkür ederiz. 83. Dil Bayramının devrimcilerin silkinişi için başlangıç olmasını, gelecek bayramların aydınların başarılarıyla kutlanmasını diliyoruz. |