Dil Derneği Başkanı Sevgi ÖZEL’in

Dil Derneği’nin 29. Kuruluş Yıldönümü Konuşması (22 Nisan 2016)


DİL DERNEĞİ 29 YAŞINDA

Değerli Konuklar,

Mustafa Kemal Atatürkümüz için, laik cumhuriyetimiz için, devrimler için her türlü savaşımı göze alan bütün yurtseverleri buradan selamlıyorum!

Dil Devrimini sürdürmeyi amaç edinen bir derneği, devrimden nefret edenlere karşı koruyarak 29 yıl yaşatmak kolay değil! 29 yıl önce, daha yolun başında, “kurulması yasak” dernek sayılmıştık.

Bu yasak, aslında Atatürk'ün eliyle yazdığı vasiyetnamesine, Türkçeye, devrimlere, devrimcilere yasağın kılıfıydı. Atatürk'e, devrimlere öfkenin dışavurulmasıydı. Dil değil din derneği kursaydık bugün büyük olasılıkla saraylarda ağırlanırdık. Biz dün cumhuriyetçiydik, bugün de cumhuriyetçiyiz! Yarın da cumhuriyetçi olacağız! Biz ussal, bilimsel olandan başka doğru tanımıyoruz. Öncümüz, laik cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’tür! Atatürk'ün armağanı olan Türk Devrimidir!

Yarın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 96. yılını kutlayacağız!

“Ya bağımsızlık, ya ölüm!” diyen bu meclis, bağımsızlık savaşını cumhuriyetle taçlandıran ulusumuz için direniş anıtıdır! Mustafa Kemallerin ulusumuza en büyük armağanıdır!

29 yıl önce dille bağımsızlık arasındaki bağı düşünerek Dil Derneği’ne kuruluş günü olarak 22 Nisanı seçtik. Kuruluş günümüz 23 Nisandır!

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!

Dil Derneği’nin 29. yaşını kutlarken Dil Devriminin 84'üncü, laik cumhuriyetimizin 93'üncü, Harf Devriminin de 84'üncü yılını kutluyoruz!

Kutluyoruz da nasıl bir ortamda, hangi koşullarda?

Kısa bir süre önce laik eğitimi gömdüler; imam hiç zaman yitirmedi, eğitimin bütün kurumlarına, bağımsızlığın simgesi meclise ve her yere postu serdi. Şimdi çocuklara laik eğitimden kurtulma duası yaptırmaya çalışıyor. Bir ülkenin, ne yana yürüyeceği laik eğitimle, akılla, bilimle belirlenir. Son yıllarda ulusumuz bilimden, sanat ve uygulayımdan uzaklaşıyor; hızla geçmişe, ötedünyaya sürükleniyor.

Eğitimin ve iletişimin en temel aracı dildir; “milliyetçi muhafazakâr”lar, öteden beri Dil Devrimini yadsıdılar. Harf ve Dil Devrimlerine tepki, devlet eliyle örgütlendi. Çünkü bu iki devrim, dil ile din arasında kurulan ve yobaza çıkar sağlayan tüm kapıları kapatmıştı. 1970’li yıllarda sözde aydınların kurguladığı Türk İslam sentezi, 12 Eylülle devletin bütün birimlerine yerleşti.

12 Eylülcüler Atatürk’ün eliyle yazdığı “vasiyetnamesi”ni çiğneyerek, onun kurduğu Türk Tarih ve Dil Kurumlarını kapattılar. Çünkü Türk İslam sentezinin önündeki engellerden biri Dil Devrimiydi. Dil yenileştikçe düşünce yenileşecek, yurttaşın inancı ve köken özelliği sömürülmeyecekti. Uğur Mumcu'nun dediği gibi sarığı seçim sandıklarına sararak yürüdüler, kendi türkülerimiz yerine Arabın yalellisine sarıldılar. Mustafa Kemal devrimcilerini ulusalcı, laikçi, şucu bucu diye suçlayarak sözde ileri demokrasi oyunuyla yalanla kurgulanan mahkemeler kurdular.

Kimse unutmasın; türküleri yakanlar, 100 yıl önce Kurtuluş Savaşıyla laik Türkiye’yi kuranlardır! Bugün bize düşen, yeniden bağımsızlık türküleriyle silkinmektir! Özgürce, kendi aklımız ve düşüncemizle bilim ve sanata sarılarak devrimci olmaktır, devrimleri yaşatmayı temel görev saymaktır.

İşte biz bu nedenle arkada bıraktığımız 29 yılda ilkelerimizden, devrimlerden ödün vermedik; onurumuzla dimdik durduk!

Dil Derneği, gericiliğe, hukuksuzluğa direnişin simgesidir!

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıyla 29. yaşımızı horon teperek şiirlerle türkülerle kutlamak isterdik. Kapkara bir dönemdeyiz; halkın inancı ve köken farkı acımasızca sömürülüyor. Her gün bombalar patlıyor; gencecik insanlar topağa düşüyor.

Kaygılıyız, öfkeliyiz; asla karanlığa, karamsarlığa yenilmeyeceğiz. Atatürk'le, Türk Devrimiyle hesaplaşma oyunları bir gün ters tepecek. Ataol Behramoğlu'nun dediği gibi "Bir gün mutlaka yeneceğiz! /Bunu söyleyeceğiz bin defa! /Sonra bin defa daha /Sonra bin defa daha, çoğaltacağız marşlarla /Ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda /Yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla /Yürüyeceğiz çoğala çoğala...”

O günü yakınlaştırmak hiçbir görevden kaçmayacağız!

Sözlerimi bitirirken Harf ve Dil Devrimlerini yapan Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla anıyorum.

Türk Dil Kurumu’nun kurucu üyeleri Samih Rifat’ı, Ruşen Eşref Ünaydın’ı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nu, Celal Sahir Erozan’ı saygıyla anıyorum.

Dil Kurumuna emek veren İbrahim Necmileri, Besim Atalayları, Ömer Asımları, Ataçları, Tahsin Saraçları, Ağakayları, Beşir Göğüşleri, Nadir Nadileri, Aziz Nesinleri, Şerafettin Turanları, Oktay Akbalları, Yaşar Kemalleri, Tahsin Yücelleri, adları bilim-sanat tarihimize ve gönlümüze yazılan, binlerce aydını saygıyla anıyorum.

Türkçeye emek vermeyi sürdüren onlarca aydını saygıyla selamlıyorum!

Ali Püsküllüoğlu’nu, Haldun Özen’i, Mustafa Ekmekçi’yi; yitirdiğimiz kurucularımızı; yasaklı Dil Derneği’ni Anadolu’ya taşıyan Kerim Afşar’ı; Atatürkçü Düşünce Derneği'nin öncüsü Muammer Aksoy'u; Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin yiğit kadını Türkân Saylan'ı; adalet ve demokrasi için öldürülen ve ölen bütün devrimcileri özlemle anıyorum!

Bugüne dek birçok aydın karşılık beklemeden derneğimize omuz verdi. Desteğini esirmeyen belediyelere, tüm kurumlara teşekkür ediyorum.

Bu törene omuz veren değerli Gazeteci-Yazar Bekir Coşkun'a, Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Tansel Çölaşan'a, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Ankara Şubesi Başkanı Ayfer Yüksel'e ve derneklerimizin bütün üyelerine...

Çankaya Belediyesi Sosyal ve Kültürel İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Nafiz Kaya'ya, Sosyal ve Kültürel İşler Müdürü Şebnem Erol ve ekibine ve Çağdaş Sanatlar Merkezinin tüm emekçilerine… Çankaya Belediyemizin Başkanı Alper Taşdelen'e çok teşekkür ederim. Töreni onurlandıran sizlere... Bütün içtenliğimle teşekkür ederim.