|
Ankara’ya
geldiğim ve Ankara Hukuk Fakültesi’ne girdiğim yıl olan 2003’te,
Başkent İletişim’de doğru konuşma derslerine katılmak için bu kurumun
bulunduğu Mithatpaşa Caddesi’ne gittiğimde gördüğüm Arkadaş Kitabevi’nde
elime Çağdaş Türk Dili dergisini aldığım zaman yaşamıma girdi Dil
Derneği. Ömer Asım Aksoy Ödülü'nün duyurusunu okudum o gün ve usumun
bir yanında kaldı ortaokuldan bu yana tanıdığım ve önemsediğim adı gördüğüm
dergi.
Daha sonra
fakültenin ikinci sınıf öğrencisi iken fakültemizin bulunduğu Cebeci
Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen “Türkçem, Dilim Dilim…” başlıklı
kurultaya katıldım. Bu kurultayın altında Dil Derneği’nin imzası vardı.
Kurultayda sorduğum soru, bir konuşmacı tarafından yanlış anlaşıldıysa da
derneğin çok değerli yöneticileri Afet Kutlu ve daha sonra yanında staj
yaptığım ustam Avukat Salih Taştan, beni doğru anlamış ve oturumun
ardından beni sevgiyle karşılayarak derneğe beklediklerini söylemişti. O yıl
Gençliğin Türkçe Kurultayı ile kutlanan 73. Dil Bayramı'na izleyici
olarak katıldım.
O zamanlar Hâkimiyet-i Milliye Gazetesi’nde yazarlık yaptığım için bu
kurultayla ilgili haber yapmak isteği ile ve belki de derneğe gitmek için
kendime bir bahane aradığımdan kendimi dernekte bulmuştum. Dernekte o gün
gördüğüm ve ondan sonra her gittiğimde göreceğim çalışkan, özverili başkanımız
Sevgi Özel ile bu konuyu konuştuğumda bana kurultayı önce derneğin haber
yapacağını, daha sonra bizim de bunu yayımlayabileceğimizi söyledi. Bu
sözlerinin ardından ben de kendisine Türkçeyi sevdiğimi, Türkçe için gönüllü
olduğumu söyleyerek dernek için ne yapabileceğimi sordum. Sevgi Özel,
daha sonra bunu andığında şaşkınlığa düştüğünü belirtse de o anda bunu belli
etmeyerek üye olabileceğimi söyledi. Ben de hemen o gün bu sözlerin ardından
üyelik başvurusunda bulundum. Aynı zamanda Çağdaş Türk Dili’ne sürdürümcü
oldum. O günden bu güne neredeyse beş yıl geçti. Ben bugün daha yeni üye olmuş
gibi heyecanımı koruyorum. Evet, heyecan… Ben, Atatürk’ün Türk Dil
Kurumu’nun ardılı olan Dil Derneği’ne üye olmaktan dolayı hem
heyecanlı, hem mutlu, hem de gururluydum ve bugün de öyleyim. Dil
Derneği üyesi olmak, hem cesaret isteyen hem de özveri isteyen bir iştir bana göre. Ama öyle
başvurup bir daha derneğe uğramamak, ödentisini istemeyerek ödemek ya da
ödememek, Türkçenin ve Dil Devriminin sonuna dek ardında duramamak değildir.
Dil Derneği, yerleşik yapısı içinde her üyenin sorumluluğunu o üyeye
duyumsatır, arı gibi çalışır, ilkelerinden ödün vermez. Dil
Derneği, herhangi bir Atatürkçü dernek değildir, bana göre en verimlisi, en çalışkanı, en genci,
en sağlamı ve en dik duruşlu olanıdır. Dil Derneği’nin ayrı bir anlamı
daha vardır benim için; Dil Derneği, yılmaz bir hukuk savaşımcısıdır.
Atatürk’ün vasiyetinin çiğnenmesi yoluyla kapatılan Türk Dil Kurumu’nun
eskisi gibi tüzelkişiliğine kavuşması, bağımsız bir demokratik örgüt olması için
politikacılardan ve kimi hukukçulardan çok daha fazla emek vermiştir,
vermektedir. Böylelikle Dil Derneği, bir hukuk dersi de verir duymak
isteyen ya da istemeyen herkese, der ki dernek ile devlet kurumu aynı şey
değildir, dernekler bağımsız tüzelkişilerdir, özerktir ve böyle olduğu için
bilimsel çalışmalar, Atatürk’ün öngördüğü gibi derneklerde ve özerk
üniversitelerde yapılabilir. Dedim
ya Dil Derneği, arı gibi çalışır. Derneğin emekçilerinden söz etmeden
olmaz. Öncelikle derneğimizin kurucu yönetim kurulu başkan ve üyelerine çok
teşekkürler! Türkçe tutkunlarına önderlik eden, Türk Dil Kurumu’nun son başkanı,
derneğimizin onursal başkanı Prof. Dr. Şerafettin Turan’a ne kadar
teşekkür etsek azdır. Yapıtlarıyla, eylemleriyle yolumuza ışık tutmaya devam
ediyor. Sevgisini bizden esirgemeyen Şerafettin Turan öğretmenimiz,
inceliği, alçakgönüllülüğü ile de her zaman bize örnek oluyor. Dernek başkanımız
Sevgi Özel, ilkeli ve mesafeli duruşunun ardında sevgisini yansıtan bir
yazar, eylemci... Sevgi Özel’i anlatmak için savaşımcı, yazar, dilci,
dernekçi demek yetmez. Onu tanıdıkça ne kadar yürekli olduğunu anlarsınız.
Yazılarını okudukça tertemiz, duru ve engin bir okyanusta yüzer gibi Türkçenin
denizinde nefes alırsınız. Derneğimizin iki kahraman ustası daha var: Hülya
Küçükaras ve İbrahim Dizman. Hülya Küçükaras, bir yandan
Türkiye’nin ilk bilgisayar mühendislerinden biri ve dahası en yetkinlerinden
biri olma niteliğini taşırken diğer yandan dil, felsefe, tarih, mitoloji gibi
insan bilimlerinde de yetkinliğini emeğiyle, eylemleriyle kanıtlayan, yeri
geldiğinde sesi en çok çıkan yürekli bir kadın savaşımcı, yeri geldiğinde sessiz
bir kahraman… İbrahim Dizman ise büyük bir sakinlikle ve ustalıkla yayın
işlerini çekip çeviren kahramanımız… Pek çok yazarın yazısını yayımlatmayı
istediği Çağdaş Türk Dili dergisinin yayın yönetmeni olduğu gibi çoğu
etkinliğimizin ardındaki mimardır aynı zamanda. Her zaman dernek için var
olacağından emin olabileceğimiz ustalarımızla kendimize güveniyoruz, güvenmekte
haklıyız. Derneğimizin bir kahramanı daha var, derneğimizin yönetmeni Arzu
Asil… O olmadan derneğimizin işleri böylesine titizlikle yapılamaz. Arzu
Asil, yaptığı işi sadece bir iş olarak görmeyip derneğe gönül veren bir
yurtsever, Türkçe tutkunu olduğu için gözümüz arkada kalmıyor diye düşünüyorum.
Dil
Derneği, 23.
yaşında kendi yaşında ve daha genç üyeleriyle yoluna devam ediyor. Bu yol, Türk
Devrimini ve bunun içinde Dil Devrimini sürdürme yolu, bağımsızlık yoludur. İyi
ki doğdun Dil Derneği, ne mutlu bir aradayız, ne mutlu yolumuzu
biliyoruz! |