DİL VE YARATICILIK
MAYIS 2007, 1. SAYI
DİL VE YARATICILIK
Betül Çotuksöken
“Hep yineleyeceğim: dil olmadan ne toplum, ne din, ne hukuk, ne şiir var çünkü. Dil yoksa insan da yok. Günlük bayramlık insan yaşamının en demirbaş vazgeçilmezi dil.” Nermi Uygur
Her tek insanı birey ya da toplumun bir üyesi durumuna getiren, her tek insanın toplumsal olan dile, dil yetisi aracılığıyla bağlanıyor olmasıdır. İnsan toplumsal nitelikli dile, dil yetisiyle bağlanırken, dili her kullanışında, dili bir bakıma kendi söylemi olarak yeniden yaratır. İnsan; kendi düşünme gücüyle orantılı olarak, kurallı dili, toplumsal dili her defasında kendisiyle birlikte var ederken, bir bakıma dili dünya ile olan bağında yeniden yaratır diyebiliriz. Toplumsal olan, sınırları, belki de gücü belirsiz olan dil, söylem biçiminde bireyler/kişiler tarafından sürekli olarak yaratılır; dil, söylem olarak varolur. Kişiler; bilgilerinin, dünyaya bağlanışlarının zenginliği oranında toplumsal dilin kalıplarını sürekli olarak zorlarlar. Bu zorlayışı, dili bireysel/tekil kullanımında da mercek altına alan dilbilimci ve filozof keşfeder ve belki de keşfedilenler ilkin yadırganır; ancak bir süre sonra sıradanlaşabilir; yaratıcılıkla olan bağ da sıradanlaşma oranında zayıflar.