Ses bayrağımız düşün bahçemizde dalgalansın! Dil ile düşünce arasındaki bağı vurgulayan Mustafa Kemal’in bu değerlendirmesinin kimi çevrelerce bugün bile anlaşılamamış olması şaşırtıcıdır. Türkçemiz, bugün bir yanda göz boyamayı iş edinenlerin elinde hoyratça harcanıyor, bir yanda da ulusal bilincin onu kıskançlıkla koruyan, geliştiren, anlam inceliklerini çoğaltanların sevgisiyle çoğalıyor. Bilinç varsa dil vardır, diyor Afşar Timuçin. Bu bilinç, yurtseverlikle yükselen bir dil bilincidir. Bu bağlamda düşlerimizin dili de Türkçedir, başka bir dil değil. Dil düşüncenin, düşünce yaşamın özüdür. Dil düşünceyle örtüşmediğinde kendimize yabancılaşırız, benliğimizi yitiririz. Bunu anlamak için Türkçe düşünmekten, Türkçe düş kurmaktan başka yol yoktur. Dilin aydınlığı bilinçle ışıtır yolu; düşe çağırır, düşündürür ve istemeyi imler... Bilincin, dolayısıyla düşüncenin uzağına savrulmuş “dil”in, günlük dolanıma hapsolmuşluğun ötesi durağanlıktır. O dildir ki söyler; anlamaz. O dildir ki söyler; söylemez. O dildir ki söyler; çağırmaz. O dildir ki söyler; arkası gelmez. O dildir ki söyler; suçlar. O dildir ki söyler; çözüm üretmez.
Dil bayramımızın 76. yılı; Türkçemizi doğduğu gün yanı başında/ annesinin ellerinde bulanlara... dil ile düşüncenin birlikteliğini anlama yolunda yeni ufuklar açarsa mutlu oluruz. İnsan, dilinin altında; dil, bilinçle tanımlar insanı... Bu gerçek, ışıyor dünden yarına/ ışıtıyor dünü yarını...
Ses bayrağımız; düşün bahçemizin gönderinde dalgalandıkça düşlerimiz de sevinç ve umut kaynağımız olacaktır. 7. İzmir Türkçe Günleri Düzenleme Kurulu |