İlk günün “Türkçe Öğretimi” başlıklı son oturumunda, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Atalar eğitimde Türkçe kullanımının gerekliliğine ve önemine değindi. Elif Maltaç “Eğitim-Öğretim Dili Olarak Türkçe”, Gülnur Kaçar “İlköğretim Türkçe Programı”, Fatih Yenilmez “Cumhuriyet Dönemi Eğitim Anlayışı ve Öğretmenin Nitelikleri” başlıklı konuşmalarını yaptılar. Birinci günün sonundaki düşünce alanı etkinliğinde günün konuşmaları çerçevesinde tartışmalar yapıldı. Türkçe Şöleninin ikinci günü şiir ve müzik dinletisi ile başladı. Daha sonra “Çeşitli Uzmanlık Alanlarında Türkçe” başlıklı açıkoturum yapıldı. OMÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Dindar, “kavram” sözcüğünü bir nesnenin zihindeki genel tasarımı olarak tanımladığı konuşmasını, gerçek ve doğru arasındaki ayrımı örneklerle açıklayarak tamamladı. Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hülya Köprülü ise hekimlikte iletişim kurmanın temel ilkelerinin dil duyarlılığından geçtiğini ve bilimsel düşünmenin en iyi anadil ile gerçekleşebileceği savından hareketle yaptıkları yayınlarda ve hastalarla iletişim kurarken kullandıkları dilde öz Türkçe kullanmaya özen gösterilmesi gerektiğini önemle vurguladı. İstanbul Maltepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi Yusuf Çotuksöken ise Türkçenin her şeyi ile yetkin bir dil olduğunu, Türk dilini yurdu olarak tanımladı. İkinci günün diğer açıkoturumu, Prof. Dr. Kerim Edinsel tarafından yönetilen “Dil Duyarlılığı” idi. Konuşmacılar Yrd. Doç. Dr. Nalan Kızıltan ve Araştırma Görevlisi Ceylan Yangın, öğretim elemanlarının gerek akademik çalışmalarında gerekse günlük dil kullanımlarında Türkçeye karşı ne kadar duyarlı olduklarını Türkçe Duyarlık Ölçeği’nden elde ettikleri sonuçlarla tartıştılar; öğretim elemanlarının ülküsel düzeyde Türkçe kullanımına karşı duyarlı olmadıklarını dile getiren konuşmacılar, geliştirdikleri “Dil Bilinci” sormacası ile de öğretim elemanlarının genel anlamda dili nasıl tanımladıklarını ortaya koydular. Yrd. Doç. Dr. Nalan Genç ve Öğretim Görevlisi Sami Genç de İnşaat Mühendisliği Bölümündeki öğretim elemanlarının Türkçeye bakışlarını ele aldılar. İkinci günün son açıkoturumuna Yusuf Çotuksöken başkanlık yaptı; oturumda Mühendislik Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Güven Önbilgin, cumhuriyetin dayanaklarından olan dil tasarımını tartışarak, onu aydınlanmanın temel koşulu olarak öngördüğünü belirtti. OMÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Süleyman Çelik ise Dil Devriminden günümüze kadar yapılan dil çalışmalarına eleştirel yaklaşarak, Atatürk’ün devrimlerinin aydınlanma devrimi olduğunu ve aklı özgürleştirdiğini söyledi. OMÜ Türkçe Topluluğu Akademik Danışmanı Ahmet Çebi konuşmasında "Dil, bir araç değil, bir dizgedir." önermesinin yanı sıra şu savları dile getirdi: · Dil, yaşayan (canlı) bir varlık değil, tasarımlanarak geliştirilen toplumsal bir olgudur. · Anadilimiz, annemizin diliyle sınırlandırılamaz; biz kendimizi hangi dilin ikliminde yeniden üretip yaratıyorsak, o dil bizim anadilimizdir. · Her dilin, kuşkusuz, kendine özgü incelikleri vardır; ancak, hiçbir dil, dilbilimin verilerinden yola çıkarak söyleyecek olursak, bir başka dilden 'üstün' olamaz! · Türkiye'de dil devriminin başarısı, dilde karşıdevrimcilerin bile artık öyle uluorta yadsıyamadığı nesnel bir gerçeklik olarak önümüzde durmaktadır; bu nedenle, hiçbir etki, dil devriminin o büyük başarısını gölgeleyebilecek bir güç taşıyamaz! |