YAŞASIN CUMHURİYET!

Türkiye Cumhuriyeti, bir çağdaşlaşma projesidir; temeli Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yapılmış devrimlerdir. Ulusumuzun varlığı, bu devrimlerin yaşatılmasına bağlıdır.

Uçurumun kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllar süren savaş… Ondan sonra içerde ve dışarıda saygı ile tanınan yeni toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için aralıksız devrimler!... İşte Türk genel devriminin kısa bir ifadesi…

Bilime ve çağın gereklerine uygun yenilikçi yolu izlemek, devrimcilik ilkesinin gereğidir.

Siyaset alanında yapılan devrimlerle; saltanat kaldırılmış (1922), cumhuriyet ilan edilmiş (1923), halifelik kaldırılmış (1924), Türkiye Cumhuriyeti Anayasası oluşturulmuş ve ilk çok partili düzene geçme denemesi yapılmıştır.

Hukuk alanında yapılan devrimlerle; Medeni Kanun (1926), Ceza Kanunu (1926), Hâkimler Kanunu (1926), Ticaret Kanunu (1926), Borçlar Kanunu (1928) ile İcra ve İflas Kanunu (1929) kabul edilmiştir.

Eğitim ve kültür alanında yapılan devrimlerle; eğitim ve öğretim birliği sağlanmış, Latin temelli abece oluşturulmuş (1928), üniversite konusunda düzenlemeler (1933) ile Türk tarihi (1931) ve Türk dili (1932) alanında çalışmalar yapılmıştır.

Toplumsal yaşamda yapılan devrimlerle; kılık kıyafette, takvim, saat, ölçü ve rakamlarda değişiklikler yapılmış, tekke ve zaviyeler kapatılmış, soyadı yasası ve kadın hakları yasası (1934) kabul edilmiş, ulusal bayramlar ve tatil günleri belirlenmiştir.

Ayrıca ekonomi ve sağlık alanında yapılan düzenlemelerle cumhuriyetin temel kolonları güçlendirilmiştir.

Devrimler, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kolonlarıdır; karşıdevrim girişimleri, doğrudan bu kolonları yıkmayı amaçlar. Nerede bu devrimlere karşı bir girişim varsa o girişim kuşkusuz cumhuriyete karşıdır.

Devrimler, Atatürk İlkeleri temel alınarak yapılmıştır. Bunlardan milliyetçilik ilkesi, aynı topraklarda yaşayan, ortak dile, ortak kültüre ve ortak ülküye sahip yurttaşların ulusuna ve yurduna sahip çıkmasını gerektirir. Atatürk milliyetçiliği ırk temelinde biçimlenmiş bir düşünce sistemi değildir.

Anayasamızda, özgür ve eşit yurttaşlık ilkesi benimsenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası madde 10’a göre;

Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Cumhuriyet ırk, din, dil ve cinsiyet farkı gözetilmeksizin tüm yurttaşların yararlandıkları bir yönetim düzenidir. Devlet, halkın seçtiği yöneticiler tarafından yönetilir. Egemenlik bir kişiye, bir topluluğa, bir sınıfa ait değildir; ulusundur. Herkes, yasalar önünde eşittir. Bir kişiye, bir topluluk ya da bir sınıfa ayrıcalık tanınamaz; yasalar hiç kimseye farklı uygulanamaz.

Halkçılık ilkesiyle, halkın yararı gözetilir. Halkçılık, halkın kendi geleceğine sahip çıkmasıdır:

Halkçılık demek, devletin bütün kudret ve egemenliğinin halktan geldiğini, Türk camiası içinde, fert, aile ve sınıf ayrıcalığı bulunmadığını kanun önünde herkesin eşit olduğunu ifade etmek demektir. Bu formül demokrasinin ifadesidir.

Halkın gönenç içinde yaşayabilmesi için ülkenin ekonomik bağımsızlığını kazanmış olması gerekir. Ekonomik bağımsızlık, ulusal bağımsızlığın gereğidir. Devletçilik ilkesiyle, bireysel girişimler korunurken devlet eliyle de ülke ekonomisinin kalkınması amaçlanır. Gönenç paylarının artırılması, bu payın bireylere adil bir biçimde dağıtılması, yurttaşların geleceklerinin güvence altına alınması devletçilik ilkesinin gerekleridir.

Mustafa Kemal Atatürk’e göre cumhuriyet, demokrasiyle yönetilir:

Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, on yaşını doldururken bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır. Milli egemenlik esasına dayalı memleketlerde siyasi partilerin var olması tabiidir. Türkiye Cumhuriyeti’nde de birbirini denetleyen partilerin doğacağına şüphe yoktur.

Demokrasi, cumhuriyet yönetiminin olmazsa olmazıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin, “demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olduğu Anayasanın 2. maddesinde yer almıştır.

Laiklik, Anayasanın değiştirilemeyecek maddesidir; yurttaşın inanç ve ibadet özgürlüğünü güvence altına alır. Devlet, tüm inançlara eşit uzaklıktadır. Laiklik, toplumsal barışın sağlanmasında ve ulusal birlikteliğin sürdürülmesinde bir gerekliliktir.

Cumhuriyet; bireylerin deneyimlerinin, bilgi birikimlerinin, yeteneklerinin, başarılarının nesnel ölçütlere göre değerlendirildiği; mesleki alandaki ilerleme yolunun bireyin yetkinliğine bağlı olduğu yönetim sisteminin adıdır.

Atatürk, Mudanya üzerinden Bursa’ya giderken yaşlı bir kadın yolunu keser, sorar: “Beni tanıdın mı oğul? Ben sizin Selanik’te komşunuzdum. Bir oğlum var; Devlet Demir Yolları’na girmek istiyor. Siz onu alsınlar dediniz. Fakat müdür dinlemedi. Oğlumu yine işe almamış. Ne olur bir kere de siz söyleseniz.

Atatürk soruyu şöyle yanıtlar: “Oğlunu almadılar mı? Ben tavsiye ettiğim hâlde mi almadılar? Ne kadar iyi olmuş. Çok iyi yapmışlar. İşte Cumhuriyet böyle anlaşılacak… “Atatürk coşku dolu bir sesle ekler: “İşte Cumhuriyet’ten beklediğimiz sonuç.

Cumhuriyetin korunmasını amaçlayan ilke cumhuriyetçiliktir. Cumhuriyetin sağladığı kazanımları yitirmemek için onu korumamız gerekiyor; bu, yurttaşlar olarak hepimizin ortak görevi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk gençliğine verdiği en önemli görev bu ilke kapsamındadır:

“Birinci görevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini, sonsuza dek korumak ve savunmaktır.”

Cumhuriyet karşıtı her eylem, devrimlerle elde ettiğimiz kazanımlarımıza zarar vermeyi amaçlıyor.

Varlığımız ve geleceğimiz cumhuriyetin ve devrimlerle elde ettiğimiz kazanımların korunmasına bağlı.

Cumhuriyet varsa biz varız!

Nice yüzyıllara…

Ahmet PEKEL

Dil Derneği Yönetim Kurulu Adına

Genel Yazman