Dil Derneği’mizin 27. kuruluş yıldönümü, 26 Nisan 2014’te, Cumhuriyet Kültür Merkezinde düzenlenen “Aşkımız, İşimiz, Düşümüz Türkçe!” başlıklı etkinlikle kutlandı. Konuşmalarla, anılarla, ezgilerle, birlikte söylenen türkülerle, Türkçe sevdasıyla dopdolu yaşanan bir yaş günüydü.
Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel, Cumhuriyet gazetesine, konuklara, dilseverlere gönül borcumuzu sunarak başladığı açış konuşmasında Dil Derneği’nin kuruluş sürecini, kendisinin de içinde bulunduğu aydınların verdiği tüze, demokrasi savaşımını anlattı. 12 Eylül 1980 darbecilerinin Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nu kapatmasının Atatürk’ün kalıtına saldırı olduğunu, izleyen yıllarda darbe TDK’sinin de bu tüzesizlik üzerinde, yine Atatürk’ün kalıtını çiğnediğini, onun bıraktığı akçalı varlığı hem de savurganca harcadığını söyledi. Atatürk’ün TDK ile TTK’yi dernek yapısında kurmakla, özgürce bilimsel çalışmalar yapabilmelerini, etki altında kalmamalarını amaçladığını, günümüzde ise tam tersi koşulların yaşandığını, giderek inanç, ırk tartışmaları içinde olunduğunu belirterek, “Kurtuluş Savaşı kaçkınlarının torunları cumhuriyetle hesaplaşıyorlar. Biz ise Kuvayımilliyecilerin ardıllarıyız” dedi.
Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer konuşmasında Dil Derneği’nin 27. yaşını kutladı. Birlikte olmaktan mutluluk duyduklarını belirtti. “Bu coşkunun sürmesini diliyorum, Nice yirmi yedi yıllara,” dedi.
Dil Derneği kurucularından Refet Erim konuşmasına yitirdiğimiz Dil Derneği kurucularını, Dr. Haldun Özen’i, Ali Püsküllüoğlu’nu, Beşir Göğüş’ü anarak başladı. Kuruluş çalışmaları sırasında Atilla Göktürk ile Yekta Güngör Özden’in yasal savaşım yönünden büyük destek sağladıklarını belirtti. 1982 darbe anayasasının 134. maddesinde, Atatürk’ün akçalı kalıtının “menfaatler” sözcüğüyle yer almasının aydınlara acı verdiğini, Tahsin Şahinkaya’nın yasa taslağının ardından TDK ile TTK’nin kapatıldığını, Dil Derneği’ni kurmak üzere aydınlarca karar alındığını anlattı. Dille, Türkçeyle ilgili anılarını da aktaran Erim, çevre yasasını hazırladıklarında, taslağın, öz Türkçe sözcüklerle yazılmış olması gerekçesiyle o yıllarda görevli olan bir albay tarafından geri çevrildiğini, Kenan Evren’in de bu sözcükleri kullandığını kanıtlaması üzerine “Sizinle başa çıkılmaz” diyerek onaylamasına karşın taslağın bu kez de aynı gerekçeyle danışma konseyine takıldığını, bin bir engel aşılarak geçirilebildiğini açıkladı.
Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nun son başkanı, derneğimizin onursal başkanı Prof. Dr. Şerafettin Turan etkinlikte yaptığı özlü konuşmada, kendisinin yetişme yıllarında öğretmenlerin, Türkçe düzgün konuşulup yazılmadıkça not vermediklerini, Türkçe sevgisinin gelişmesinde Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesindeki öğretmeninin etkisinin olduğunu, TDK ile bağlarında da Ömer Asım Aksoy’un katkısının bulunduğunu belirtti. Şerafettin Turan “Atatürk’ün TDK’si okul niteliğindeydi. Kapatıldığı dönemde yayımlanan Aydınlar Dilekçesini hazırlayan on iki kişiden biri de bendim. Mamak’ta iki kez yargılanmıştım. Üçüncü kez de yargılanabilirim, ne çıkar, diye düşündüm,” dedi.
Sevgi Özel, Tercüman gazetesi öbeğinin TDK’ye saldırılarını, Dil Derneği’nin kuruluş sürecinde aydınların savcılıkça sorguya çağrılışlarını; dönemin aydın, nitelikli bir savcısının, haberleştirmek üzere bekleyen basın görevlilerine seslenerek oradaki aydınları yücelttiğini, ardından da soruşturmaya gerek olmadığı yönünde karar verdiğini anlattı.
Etkinlikte konuşan eski Anayasa Mahkemesi Başkanı, Yazar Yekta Güngör Özden, Dil Derneği’nin kuruluş sürecind
eki aydınlanma, dil savaşımını anlatırken ilginç tanıklıklarından da söz etti. Başbakan olduğu dönemde Bülent Ecevit’le, Ecevit’in çağrısıyla yaptığı bir görüşmede, Ecevit’in Atatürk’ün TDK ile TTK’ye bıraktığı kalıtının bu kurumlarca kullanımını haklı bulmadığını ilettiğini, kendisinden yasal durumun değiştirilmesi yönünde çalışma yapılmasını istediğini, bunun üzerine böyle bir çalışmaya hiçbir biçimde imzasını koyamayacağını söylediğini açıkladı. “Dil Derneği’nin çabası Türkiye’nin Türk halkının bağımsızlık çabasıdır. Herkesi desteklemeye çağırıyorum,” dedi.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Ankara Şube Başkanı Ayfer Yüksel de konuşmasında Dil Derneği ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin dinci gericiliğe karşı insanlarca, aydınlarca kurulan kardeş dernekler olduğunu belirterek, “Yayınlarını Atatürk’ün TDK’si yıllarından bu yana yararlanarak okudu, Dil Derneği’nin yayın organı Çağdaş Türk Dili’nin eski sürdürümcülerindenim” dedi.
Dil Derneği Genel Yazmanı, Bilgisayar Mühendisi Hülya Küçükaras, yoğun çalışması sonucunda Dil Derneği’ne kazandırdığı yeni bilgisunar sayfasının tanıtımını yaptı. Küçükaras, oluşturulan yenilikleri açıkladı; sitenin nitelikli içeriğinin devrim tarihimizi öğrenmek isteyen gençlere yol gösterici olduğunu belirterek duyurulması için dilseverlerden destek istedi.
Etkinlik sonunda, yıllardır türkülerimize çağdaş soluk getiren yorumuyla tanınan, Dil Derneği üyesi, Opera Sanatçısı Ufuk Karakoç, Ruhi Su, Muharrem Ertaş, Neşet Ertaş türkülerinden, bozlaklarından oluşan görkemli bir dinleti sundu. Yapıtlar arasında kendi bestelediği bir Şükrü Erbaş şiiri de yer aldı. Türküler arasında ilettiği bir düşüncesi de çok ilginç ve öğreticiydi: “Neşet Ertaş yetenek olarak Wolfgang Amadeus Mozart’la aynı düzeydedir. Ne yazık ki değeri bilinmedi, dünya da tanıyamadı.” Türküler hep birlikte coşkuyla söylendi.