Onur ödüllerimizi sunarken Türkçenin müziğini dünyaya dinleten Nâzım Hikmet'e kulak verdik: “Türkçe bir dönüm yerindedir. Er geç bu dönümü dönecektir. Dilimizin temizliğe, güneşli su gibi ışıklığa doğru akışının önüne geçilemez. Dönüm yerleri köpüklü olur, bulanık olur... Dönüm yerinde su dalgalıdır. Dilimiz de dönümünü dönerken köpüklenecek, bulanacak, dalgalanacak... Bu köpüklenmeden, bu bulanmadan tiksinenler, korkanlar olacaktır. Tiksinenleri böğürtüleriyle, korkanları korkularıyla baş başa bırakalım. Onlar ağır kokulu, durgun, ışıksız sularda yüzmeye alışmışlardır. Anadan doğma körlere gözlüğün yararı dokunmaz ki, takalım... Dilimizin, bugün içine girdiği dönüm yeri, konuşma diliyle yazı dilinin arasındaki derin ayrıklığı kaldıracak; yalnız ikisini de temizleyerek, ışıklandırarak bu işi yapacaktır... Ben kendi payıma, ne yeni sözlerden korkuyorum, ne de birçoklarını yadırgıyorum. Becerikli bir yapıcı, kurulan yeni yapıda, onların birçoğunu yadırgamadan kullanabilir. İş, becerikli olmakta... Dil yürüyor... Yürüyenin önünde durulmaz...” |