Onun, ilkokuldan üniversite gençliğine kadar genç kuşaklara anadilimiz Türkçenin doğru öğretilmesi ve kullanılması için yaşamı boyunca gösterdiği çabaları anmak ve bu çabaların sürdürülmesini özendirmek üzere Dil Derneği ile birlikte başlattığımız 'Beşir Göğüş Türk Dilini ve Eğitimini Geliştirme Ödülü'nün 12’incisini vermenin mutluluğunu yaşıyoruz. Cumhuriyet dönemi öğretmenleri, öğrencilerine sadece kendi uzmanlık alanlarındaki bilgileri öğretmekle yetinmeyip, onları topluma yararlı, aydın bireyler olarak yetiştirmek için de uğraşırlardı. Diyordu ki ‘Çağdaş toplum, yaşamın gittikçe karmaşıklaşan yapısı içinde, sorunlarını kendi başına çözebilen, bilinçli bireyler ister. Eğitimin başlıca işlevi, bireyi bu kişilikte yetiştirmek; daha doğrusu ona, yetkin bir kişilik kazanabilmek için izleyeceği yolu, yararlanacağı olanakları göstermektir. Böyle bir kişiliğin gerektirdiği bağımsız düşünme, doğru anlama, nesnel davranma, iyi anlatma yetenekleri anadiline bağımlı olarak geliştiğinden, bireyin, öncelikle anadilinin kendisine sunduğu geniş anlatım olanaklarını kavraması gerekir. Bu da ancak köklü bir anadili eğitimiyle sağlanabilir. Kişide tam olmaya istek de gerektir. Bu isteği eğitim yaratabilir. Eğitim, bütün iyi amaçların özetlendiği ve gerçekleştirilmeye çalışıldığı bir etkinlikler sistemidir. Eğitimden geçen kişi iyi insanlık amaçlarını tanıdığı gibi, bu yolda erişilmiş örnekleri de görür. Eğitim ne kadar derin, tam ve ülkücü olursa, kişide tam insan olma isteği de o kadar güçlü biçimde yerleşir. Şu var ki eğitim de tam insanı yaratmakta yeterli değildir. Kişiyi iş tamamlar. İşlerimiz ve davranışlarımız karşısında toplumun olumlu ya da olumsuz tepkileri bizim asıl yetiştiricilerimizdir.’ Milli Eğitimin yok edilmekte olduğu bu dönemde, bizleri yetiştiren sevgili öğretmenlerimizi saygıyla anıyorum. Bu ortamda ne kadar gerçekçi olur bilemesem de, aynı idealleri paylaşan ve onlara sahip çıkan genç eğitimci kuşakların yetişmesini yürekten diliyorum. Bu yıl büyük bir emek ürünü olan, beş ciltlik Tanıklarıyla Deyimler Sözlüğü adlı yapıtlarıyla ödülümüzü kazanan Sayın Muhittin Bilgin ve Sayın Ahmet Can Bilgin kardeşleri kutlar, değerli çalışmalarının devamını dilerim. Ödül için başvuran yapıtları özverili bir çalışma ile değerlendiren seçici kurul üyelerimiz sayın Emin Özdemir, Prof. Dr. Cahit Kavcar, Prof. Dr. Sedat Sever ve İbrahim Dizman’a, başkan Sayın Sevgi Özel başta olmak üzere emeği geçen tüm Dil Derneği çalışanlarından sevgili Arzu Asil ve Cemal’e, Çankaya Belediyesine huzurlarınızda çok teşekkür ederim. Bugün, ödül vermenin mutluluğu yanında, 17 Ağustos depreminde kaybetmenin büyük acısını sizlerle birlikte yaşadığımız sevgili annemi, babamı ve kardeşim Sezen’i ışıklar içinde yatmalarını dileyerek sevgiyle ve özlemle anıyorum. Birlikte güzel anlar paylaşacağımıza inandığım bu törene katıldığınız için hepinize çok teşekkür eder, daha nice yıllar birlikte olmayı dilerim." |