2000 yılında yayımladığı yaşamöyküsel romanına “Masalını Yitiren Dev” adını verdi Adnan Binyazar. Bizse, Ustalara Saygı gecemizde onun yaşamöyküsünü hem kendi sözcükleriyle hem de dostlarının dilinden aktardık dilseverlere. 1934’te Diyarbakır’da başlar Adnan Binyazar’ın yaşam yolculuğu. Sonra İstanbul’da, ardından Elazığ-Ağın’da sürer. Nüfus kâğıdı, ekmek karnesi olmadan geçer çocukluğu. Ağın’da ilkokula başladığında 14 yaşındadır. Diyarbakır'a döndüğünde Halkevinin, Orduevinin kitaplıklarını; kitapların büyülü dünyasını keşfeder. 1950'de başladığı Dicle Köy Enstitüsü’ndeki günlerini şöyle anlatıyor yazar: |  |
“Köy Enstitüsü kitap demekti. Okula daha yeni girmiş, köyünde kâğıt görmemiş çocukların elinde dünya klasikleri dolaşırdı. Ben de beş bine yakın kitabın yer aldığı kitaplıkta buldum kendimi. Hayatı emeğimizle kurduk; inşa ettiğimiz yapıların içinde uyuduk, yedik, içtik, eğlendik…” Ankara’da Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümünde öğrenimini sürdürürken tiyatroları, dinletileri, operaları tutkuyla izler. Önce Çorum’da, ardından Maraş’ta öğretmenlik yaptığı yıllarda kültür, yazın, dil, eğitim sorunlarını ele aldığı deneme, inceleme, değerlendirmeleri çeşitli dergilerde yayımlanır. Binyazar’ın yaşamı Emin Özdemir’den aldığı çağrıyla değişir. Hacettepe Üniversitesi Temel Bilimler Yüksekokulunda öğretim görevlisi olur. Ankara’da çeşitli okullarda öğretmenlik yaparken bir yandan da kitaplar üretir; halk anlatılarına, halk edebiyatı ve diline ilgisini kitaplarıyla yansıtır. 1978’de Ecevit Hükümetinin Kültür Bakanlığını yapan Ahmet Taner Kışlalı’nın çağrısıyla Kültür Bakanlığı Tanıtma ve Yayınlar Dairesinin başkanlığını üstlenir; Kışlalı’nın müsteşarı Şerafettin Turan’la el ele verir, dergiler, kitaplar yayımlarlar. Bu dönemde Türk Dil Kurumu’nun Yayın Kolu Başkanı olur ve bütün saldırılara direnerek Türk Dili dergisini başarıyla yönetir. Berlin Eğitim Senatosu’nun çağrısıyla 1981’de Berlin’e giden Binyazar, Almanya, Hollanda, İsveç, İsviçre gibi ülkelerde öğretmen yetiştirilmesi amacıyla çalışmalar yapar. Almanya’dan emeklilik günlerini geçirdiği İstanbul’a döner. Binyazar, emeklilik ve yazarlık yaşamını şöyle özetliyor: “Şimdi emekliyim; ‘zaman’a egemenlik bende! Yazmaya er sabahta da koyulabilirim, gün batarken de. Yazar, sınırlanmamış zamanların adamıdır; zaman tüketen değil, zamana ‘zaman’ ekleyendir.”
Ekinimize Bin Işık |
Binyazar’ın Ağın günlerini çocukluk arkadaşı Zafer Gençaydın, başkentteki öğretmenlik yıllarını arkadaşı Özcan Atalay’dan dinlediğimiz geceye, Prof. Dr. Şerafettin Turan Kültür Bakanlığında birlikte yürüttükleri çalışmaları, yakın dostu Emin Özdemir de “can yoldaşı Adnan”ı anlatarak katıldılar. Biz de Haldun Karabudak’ın bağlamasıyla seslendirdiği, ustamızın pek sevdiği Fırat ve Anadolu’nun türküleriyle; Türk Dil Kurumu’ndaki çalışma arkadaşı, başkanımız Sevgi Özel’in elinden sunduğumuz anmalıkla teşekkür ettik kendisine. |